🌧️ 19 Haziran 1990: Trabzon’un Hafızasına Kazınan Kara Gün ve Unutulmaz Sel Felaketi

Karadeniz coğrafyası, yeşili, denizi ve hırçın doğasıyla büyüleyicidir. Ancak bu bereketli topraklar, bazen en sert yüzünü gösterir. Tarih, 19 Haziran 1990’ı gösterdiğinde, Trabzon ve özellikle Akçaabat ilçesi, bu sert yüzle karşılaştı. Türkiye Cumhuriyeti tarihine, en yıkıcı doğal afetlerden biri olarak geçen o gece yaşananlar, plansız şehirleşmenin bedelini çok ağır ödediğimizin en çarpıcı kanıtıdır.
Gecenin Karanlığında Gelen Felaket
Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan o uğursuz gece, Karadeniz’in o meşhur sağanak yağışı başladı. Ancak bu kez şiddeti, her zamankinden farklıydı. Kısa sürede metrekareye düşen yoğun yağış, dağlardan inen dereleri azgın nehirlere dönüştürdü.
Akçaabat’ta Sekiz Dere Birden Taştı!
- Can Kaybı: Trabzon genelinde 45 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu kayıpların 21’i, en büyük yıkımı yaşayan Akçaabat’taydı.
- Maddi Yıkım: Sanayi siteleri, evler, depolar… Sel suları önünde duran ne varsa alıp denize sürükledi. Köprüler yıkıldı, yollar kayboldu. Milyarlarca liralık maddi hasar meydana geldi.
- Felaketin Sembolü: O dönem dere yatağına kurulan ve suyun doğal akışını engelleyen yapılar, yıkımın simgesi haline geldi. Binalar ve ağır sanayi makineleri, dev dalgalarla savruldu.
🛑 Neden Bu Kadar Yıkıcı Oldu? Plansızlığın Bedeli
1990 sel felaketi, sadece aşırı yağışın bir sonucu değildi; insan kaynaklı hataların bir toplamıydı.
Unutulan Ders: Bir dere yatağına bina inşa ettiğinizde, doğa bir gün o yatağı geri ister.
- Dere Yatağı İhlali: Ne yazık ki, hızlı kalkınma uğruna derelerin taşkın alanlarına ve hatta doğrudan yataklarına yapılaşmaya izin verilmişti. Su, doğal yolunu bulunca bu yapıları yerle bir etti.
- Yanlış İmar Politikaları: Bölgenin riskli coğrafyasına uygun olmayan imar planları, şehirleri afetlere karşı savunmasız bıraktı.
- Hafızasız Toplum: Karadeniz’in tarih boyunca sel tehlikesi taşıdığı gerçeği, modern şehirleşme çabalarıyla görmezden gelindi.
💡 35 Yıl Sonra Hâlâ Geçerli Olan Ders
Aradan geçen 30 yılı aşkın süreye rağmen, 19 Haziran 1990 felaketi, Türkiye’deki tüm kentler için bir kentsel direnç dersi niteliğindedir.
- Doğaya Saygı: Dere yatakları, ormanlar ve akış alanları, sadece “boş arazi” değil, ekosistemin hayati parçalarıdır.
- Risk Odaklı İmar: Şehirleşme planları hazırlanırken, sel, heyelan ve deprem gibi riskler birinci öncelik olmalıdır.
- Erken Uyarı ve Bilinç: Toplumsal afet bilincini artırmak ve erken uyarı sistemlerini güçlendirmek zorundayız.
1990 Trabzon seli, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın anısı üzerinden bize fısıldıyor: “Doğanın kurallarına uymazsanız, bedelini çok ağır ödersiniz.”
Peki sizce, 1990’dan bugüne Karadeniz’deki plansız yapılaşma sorununda yeterince ders çıkarabildik mi?
Nesiblogtr // Haber Merkezi
Share this content:
Yorum gönder