Ege’nin Dalgalarında Yankılanan Bir Direniş Hikayesi: Çökertme Türküsü’nün Ardındaki Hüzünlü Gerçek…!

Ege Bölgesi’nin, özellikle de Muğla ve Bodrum civarının en bilindik, en coşkulu ritimlerine sahip türkülerinden biridir Çökertme. Düğünlerde, derneklerde oynamaya alışkın olduğumuz bu hareketli melodi, aslında ardında tek bir kurşunla yarım kalan büyük bir aşkı, haksızlığa karşı direnişi ve Ege’nin karanlık sularında biten bir trajediyi barındırır.

Bugün kulaklarımıza neşeli gelen o ezgilerin arkasındaki gerçek ve hüzünlü hikayeye, Halil’in ve Çakır Gülsüm’ün öyküsüne yakından bakıyoruz.

Efelerin Çağında Bir Yiğit: Çökertmeli Halil

Hikayemiz 1900’lerin başında, Bodrum’un Çökertme köyünde başlıyor. Türküye adını veren Halil, mertliğiyle, haksızlığa boyun eğmeyişiyle bilinen bir efe, bir kaçakçıdır. O dönemlerde adaletsiz düzene, Osmanlı’nın ağır tütün vergilerine ve tütün reji idaresine (kolculara) başkaldıran Halil, halk gözünde bir kahramandır.

Ancak Halil’in kalbini çalan asıl şey, Bodrum’un güzelliğiyle dillere destan kadını Çakır Gülsüm’dür. Gülsüm, o dönem Bodrum kaymakamı olan (türküde adı geçen Çerkes Kaymakam) kişinin de göz koyduğu bir kadındır. Halil ve Gülsüm birbirlerine sevdalanır ve bu aşk, Halil’i otoritenin doğrudan hedefi haline getirir.

İki Ateş Arasında Bir Sevda ve İhanet

Kaymakamın baskılarına dayanamayan Halil, Gülsüm’ü yanına alarak dağlara, ardından da adalara (istikamet genellikle İstanköy – Kos adasıdır) kaçmaya karar verir. Türküde geçen şu meşhur dizeler, bu kaçış hazırlığını anlatır:

“Çökertme’den çıktım da Halil’im aman başım selamet, Bitez de yalısına varmadan Halil’im koptu kıyamet.”

Halil, Gülsüm ile birlikte deniz yoluyla kaçmak için Kör Arap lakaplı bir kayıkçıyla anlaşır. Ancak Kör Arap, Halil’e ihanet eder. Onları adalara götürmek yerine, kaymakamın askerlerinin ve reji kolcularının beklediği Bitez yalılarına (sahiline) doğru götürür.

Bitez Yalısında Kopan Kıyamet

Bitez sahiline yaklaştıklarında pusuyu fark eden Halil, silahına sarılır ancak çok geçtir. Çıkan çatışmada Halil ağır yaralanır. Kaymakamın askerleri ve kolcular Halil’i yakalar.

Yaralı halde Bodrum Hükümet Konağı’na (veya bazı kaynaklara göre Milas’a) götürülmek üzere yola çıkarılan Halil, ne yazık ki yolda, aldığı yaraların ve susuzluğun etkisiyle hayatını kaybeder. Henüz ömrünün baharında, sevdası uğruna can veren Halil’in ölümü tüm Bodrum halkını yasa boğar.

“Gidiver gari” Dedirten O Acı Sözler

Halil’in ardından yakılan ağıt, zamanla tüm Ege’ye yayılır ve bugün hepimizin ezbere bildiği o meşhur türküye dönüşür:

  • “Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez yalısı:” Halil’in pusuya düşürüldüğünü anladığı, yönlerinin şaşırtıldığını fark ettiği o çaresiz anı anlatır.
  • “Güvenme dayı beyine, kollarına kelepçe vururlar:” Dönemin otoritesine, arkası sağlam olan güç sahiplerine karşı yapılmış bir sitemdir.

Bir Türküden Fazlası

Çökertme Türküsü, bugün her ne kadar halk oyunlarının vazgeçilmez, neşeli bir parçası gibi görünse de, aslında adaletsizliğe, ihanete ve yarım kalan sevdalara yakılmış bir Ege ağıtıdır.

Yolunuz bir gün Bodrum’a, Bitez’e ya da Çökertme’ye düşerse; denizin dalgalarına kulak verin. Belki de hala rüzgarda Halil’in mert sesi ve Çakır Gülsüm’ün gözyaşları yankılanıyordur.

Nesiblog // Haber Merkezi

Share this content:

Yorum gönder