Şimdi yükleniyor

Zamanında çok küfürbaz bir adam yaşarmış. Sonunda kendine küfürbaz denmesine dayanamaz duruma gelmiş. Soluğu bir bilgenin yanında almış, ondan yardım istemiş.

“Her kızdığım konu karşısında küfretmek huyumdan kurtulmak istiyorum” demiş. Adamın içtenliğini görünce bilge ona yardımcı olmaya karar vermiş. Bakkaldan bir avuç bakla tanesi getirtmiş ve bunları ‘küfürbazlık’tan kurtulmak isteyen adamın avucunun içine bırakmış.

“Şimdi bu bakla tanelerini al, birini dilinin altına, ötekilerini cebine koy’ demiş. “Konuşmak istediğin zaman bakla diline takılacak, sen de küfürden kurtulma isteğini anımsayıp o anda söyleyeceğin küfürden vazgeçeceksin. Bakla ağzında ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir bakla çıkakrırsın, dilinin altına onu yerleştirirsin.”

Adamcağız bilgenin dediğini yapmış. Bu arada da bilgenin yanından ayrılmamaya çalışıyormuş. Yağmurlu bir günde birlikte bir sokaktan geçerlerken bir evin penceresi hızla açılmış ve genç bir kız başını uzatmış, seslenmiş:

“Bilge efendi, biraz durur musun?” demiş ve pencereyi kapatmış. Bilge söyleneni yapmış ama sicim gibi yağan yağmur altında iliklerine değin ıslanmış çünkü civarda sığınacak bir saçak altı da bulunmuyormuş. Bir ara evin kapısına varıp kızın ne istediğini sormak geçmiş içinden fakat tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar pencerede görünmüş ve isteğini yinelemiş:

“Bilge efendi, lütfen birkaç dakika daha bekler misiniz…”

Bilge içinden öfkelenmiş ama kızın isteğini de yerine getirmiş. Fakat yanındaki “eski” küfürbaz adam, kendini zor tutuyormuş. Bu arada yağmurun şiddeti gittikçe artıyor, bilge de, adam da, vıcık vıcık ıslanıyorlarmış.

Bir süre sonra pencere yine açılmış ve kız aşağıya seslenmiş:

“Gidebilirsiniz artık!..” demiş.

Bilge bu durumu çok merak etmiş ve sormuş:

“İyi de evladım bir şey yoksa bu yağmurun altında bizi niçin beklettin?”

Penceredeki kız bu soruyu pek te umursamayan bir tavırla yanıtlamış:

“Efendim, elbette sizi bir nedeni olmadan bekletmiş değilim” demiş “Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Yumurtaları tavuğun altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur, horoz çıkar dediler. Annem sizi sokaktan geçerken görünce hemen yumurtaları kuluçkaya koydu ve yumurtaları tavuğun altına yerleştirene değin sizin pencerenin önünden ayrılmamanızı istedi.”

Saygısızlığın böylesi karşısında bilgenin de tepesinin tası atmış. Yanındaki “eski” küfürbaza dönmüş ve şöyle demiş:

“İşte şimdi bunlar hak ettiler, çıkar artık ağzından şu baklayı!..’”

Yorum gönder